• CANLI BORSA
  • Hatay 8° HAFİF YAĞMUR
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • İMSAK'A 05:56

  • HABER GÖNDER

  • İDDAA PROGRAMI

Son dakika haber… Erdoğan: Türkçemiz tarihimizin en büyük kelime katliamına maruz bırakılmıştır

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Milli kimliğimizin ve hafızamızın nişanesi olan Türkçe’ye adalet ettiği ihtimamı göstermiyoruz. Dilde sadeleştirme niyetiyle çıkılan yolda Türkçemiz tarihimizin en aka sözcük katliamına maruz bırakılmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019-2020 Özel Ödülleri Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaşanılan olağanüstü şartlardan ötürü 2019 ve 2020 yılları ödüllerini beraber vereceklerini anlatım etti. Gerek 2020 yılında gerekse 2021 yılının Ocak ayı içerisinde akademiden ve sanat camiasından birçok yıldızın kaydığını söyleyen Erdoğan, Sosyolog Prof. Dr. Nur Vergin ve ondan bir hafta önce hayatını kaybeden Tarihçi Filiz Çağman’ı andı.

‘GİTTİĞİNİZ HER YERDE ECDADIN İZİNE RASTLIYORSUNUZ’Erdoğan, tarih boyunca medeniyetlerin kavşağında yer meydan Türkiye’nin, biricik başına bir paha olan İstanbul’un yanında, Hatay’dan Kayseri’ye, Ürgüp’ten Hasankeyf’e, Efes’ten Hattuşaş’a kadar farklı medeniyetlere beşiklik yapmış yerlere sahip olduğuna dikkat çekti. Topkapı Sarayı’ndaki eserlerin bir benzerinin, yağmayla bir araya getirilmiş ürünlerin teşhir edildiği yerler bir kenara bırakıldığında, kapasite ve çeşitlilik itibariyle dünyada hiçbir müzede bulunamayacağını vurgulayan Erdoğan, “Bırakın Topkapı Sarayı’nın tamamını, biricik bir odasını dahi hakkını vererek gezmeniz için saatlere ihtiyaç duyarsınız. Binlerce yıla sahip kadim mirası daimi zenginleştiren milletimiz, mimariden musikiye, hüsn-ü hattan edebiyata kadar kültürün farklı alanlarında nadide eserler üretmiştir. Bugün sadece sınırlarımız içinde değil, gönül coğrafyamızın dört bir köşesinde bu eserlerle karşılaşıyoruz. Afrika’nın en ucundaki Cape Town şehrinden Kahire’ye, Ace’den Saraybosna’ya kadar gittiğiniz her yerde ecdadın geride bıraktığı bir ize, o topraklara vurduğu bir mühre rastlıyorsunuz. ‘Altının kıymetini sarraf bilir’ derler. Medeniyetimizin görkemini, ecdadımızın ufkunu yansıtan bu eserlerin değeri maalesef uzun yıllar bilinemedi” ifadelerini kullandı.’KISIR VE BAĞNAZ BAKIŞ AÇISI, BİNLERCE YILLIK MEDENİYET MİRASIMIZA SIRTINI DÖNDÜ’Diğer pek fazla konuda olduğu gibi kültüre ve kültür mirasına hakkıyla sahip çıkma noktasında da ciddi sıkıntıların yaşandığını belirten Erdoğan, “Bir devre ülkemizin kültür sanat dünyasını tutsak meydan kısır ve bağnaz bakış açısı, binlerce yıllık medeniyet mirasımıza da sırtını döndü. Öyle ki bizi tarihimize, köklerimize bağlayan birçok kültür sanat eseri bu dönemde ya müzelerin mahzenlerinde ya da kütüphanelerin tozlu raflarında bakımsızlığa, unutulmaya terk edildi. Bununla da kalmadı. İhmal yerini zamanla kasta, ilgisizlik yerini bilgisizliğe, gaflet yerini zamanla hesaplaşmaya bıraktı. Millete tarihe köklü medeniyet tasavvurumuza ait ne varsa çoğu dışlandı, yok sayıldı, hor hakir görüldü. Bu yıkım ekibinin karşısında kendini tarihe, sanata ve kültürümüze sahip çıkmaya vakfetmiş insanların da olduğunu biliyoruz. Az sayıdaki bu çilekeş insanlar neşrettikleri eserler, açtıkları sergiler ve kurdukları müzelerle hazinemizi yaşatmaya çalıştılar. Bu insanlar geçmişin eskimeyen güzellikleriyle günümüzün çağdaş eserlerini buluşturarak, aynı zamanda sanatın evrensel yönünü de bizlere gösterdiler. Sayın Nejat Çuhadaroğlu ve Sayın Süleyman Saim Tekcan işte bu sanat muhafızlarının, sanat gönüllülerinin öncülerindendir” diye konuştu.’TÜRK KÜLTÜR VE SANATINA SAHİP ÇIKAN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM’Erdoğan, Çuhadaroğlu’nun 30 yıl boyunca bin bir zahmetle topladığı eserleri Hisart Canlı Tarih Müzesi’nde bir araya getirdiğini, Tekcan’ın öncülüğünde kurulan İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin ise 100 ülkeden 2 bine yakın önemli sanatçının eserlerine hane sahipliği yaptığını dile getirdi. Mim Sanat Akademisi’nin ise Türk süsleme sanatları ve plastik sanatlar alanlarındaki eserleri ile milli kültürün zenginleşmesine katkı sunduğunu kaydeden Erdoğan, “Bu müzede merhum Süheyl Ünver hocamızdan alınan ilhamla 2011 yılından beri en yetkin hocaların nezaretinde, Türk sanatlarının yenilikçi üstatları yetiştiriliyor. Hayatlarını vakfederek elde ettikleri becerileri, ürettikleri eserlere ve insanlığa kazandırdıkları özgün değerlere yansıtan hocalarımızın hakkını ne yapsak, ne söylesek ödeyemeyiz. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak bu sanat üstatlarımızın şahsında Türk kültür ve sanatına sahip çıkan herkese teşekkür ediyorum. Hocalarımızın açtığı bu yolda gençlerimizin Türk kültür ve sanatını dünyada adalet ettiği yere getirene kadar yürümeye devam edeceğine inanıyorum” değerlendirmesini yaptı.Erdoğan, kültürün korunması ve geliştirilmesinde sanat eserlerinin önemini herkesin iyi bildiğini, ancak kültür ile ilgili tartışmalarda maalesef o kültürün taşıyıcısı olan dilin ihmal edildiğine dikkati çekti. Türkiye’de kültür meselesinin ekseriyetle bizzat işin uzmanları tarafından lisan meselesinin dışında değerlendirildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oysa bir milleti maziden atiye taşıyan kültür ise o kültürün en önemli unsuru da dildir. Kültür lisan kalıbında şekillenip, lisan kalıbında gelecek kuşaklara aktarılır. Dil olmadan insan, aile, toplum, millet, kültür ve medeniyet de olmaz” dedi.’TÜRKÇEMİZ TARİHİN EN BÜYÜK KATLİAMINA MARUZ BIRAKILMIŞTIR’Konfüçyüs’e “Bir memleketi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk amel ne olurdu?” diye sorulduğunda filozofun “İşe lisan ile başlar, önce dili düzeltirdim” diye yanıt verdiğini hatırlatan Erdoğan şu mesajları verdi: “Diline sahip çıkmayan, dilini zenginleştiremeyen milletler tıpkı kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlar karşısında devrilmeye mahkumdur. Bu keder gerçeğe rağmen halen lisan meselesine yeterince eğilmiyoruz. İşte caddelerde böyle dolaştığınız zaman dükkanları, marketleri gördüğünüzde bakıyorsunuz bizim lisan nerede? Buralarda bizim lisan yok. Bambaşka şeyler var. Tabelalarda bambaşka şeyler var. Bunu kaybettiğimiz anda biz kendimizi kaybetmiş oluruz. Milli kimliğimizin ve hafızamızın nişanesi olan Türkçe’ye adalet ettiği ihtimamı göstermiyoruz. Bunda elbette bir devre özleştirmecilik adı altında dilimizin çoraklaştırılmasının, sığlaştırılmasının, kısırlaştırılmasının payı bulunuyor. Dilde sadeleştirme niyetiyle çıkılan yolda Türkçemiz tarihimizin en aka sözcük katliamına maruz bırakılmıştır. Asırlar boyunca kullana kullana Türkçeleştirdiğimiz kelimelere getirilen yasaklar, iddia edildiği gibi dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmaya yetmemiştir. Bilakis lisan cellatlarının elinde güzel Türkçemiz bir müddet sonra bizzat Gazi’nin ifadesiyle bir çıkmaza saplanmıştır.”‘DİLDE MÜSTEVLİLERİN ADETA MAHKUMU DURUMUNDAYIZ’Türkçe’de zengin sözcük birikiminin tasfiyesiyle ortaya çıkan boşluğu bir devre Fransızca, son dönemde de İngilizce kökenli ifadelerin doldurduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi: “Bugün geldiğimiz noktada gençler bir yüzyıl önce vefat eden dedelerinin mezar taşını dahi okuyup anlayamaz durumdadır. Sadece gençlerimiz değil, üniversite mezunu insanlarımız bile 70- 80 yıl önce yazılan eserleri okurken zorluk çekiyor. Çoğu insan bırakın Yahya Kemal’i, Ömer Seyfettin’i, Fuat Köprülü’yü, Ziya Gökalp’i nispeten daha yalın eserler bırakan Necip Fazıl’ı, Peyami Safa’yı, Tanpınar’ı dahi sözlük yardımı olmadan anlayamıyor. Bu vahim tablo son yıllarda kullanımı giderek yaygınlaşan sosyal medya dili ve plaza dili ile daha da kötüleşmektedir. Forward etmek, set etmek, aksiyon almak gibi ne Türkçe’ye ne de İngilizce’ye uyan tuhaf bir lisan ortaya çıkmıştır, ben de anlamıyorum. Aynı şekilde kısaltma bahanesiyle uydurulan ve ne olduğu anlaşılmayan harf yığınları sosyal medyayı istila etmiştir. Dilde müstevlilerin adeta mahkumu durumundayız. Elbette öbür dillerden sözcük almak kusur değil, aksine bir zenginliktir. Dilin sesi ve tümce yapısını, yani Türkçenin mayasını bozmadığı sürece bundan bir beis yoktur. Halbuki Türkçe fiiller ve kelimeler yerine yabancı dillerdeki karşılıkları ikame edilmekle kalmıyor, asıl Türkçemizde olmayan zaman ve tümce yapılarıyla dilimizin özü tahrip ediliyor. Bu tuhaf dilin toplumun belli kesimleri arasında itibar meselesine dönüşmesi, meselenin öbür bir halidir.”‘BİR KÜLTÜR DAVAMIZ VARSA, ÖNCELİKLE TÜRKÇE’DEN BAŞLAMAMIZ GEREKİYOR’Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde siyasetten sanata, beşeri ilişkilerden eğitime kadar pek fazla alanda karşılaşılan sıkıntıların temelinde lisan meselesinin olduğunu vurgularken, “Bu sorunu çözmeden, dilimize adalet ettiği değeri göstermeden öbür konularda mesafe alamayız. Şayet ulus olarak bizim bir kültür davamız varsa öncelikle Türkçe’den başlamamız gerekiyor. Dilimize sahip çıktığımız sürece, kimliğimize, tarihimize, sanatımıza sahip çıkacağımıza inanıyorum. Türk dilinin konuşulduğu coğrafyalarda yürüteceğimiz çalışmalar için öncelikle kendi dilimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bu bakımdan geleceğimize yapacağımız en aka yatırımlardan biri bizden öncekilerin hatalarını tekrarlamadan, yabancı dillerin istikası karşısında Türkçemizi korumak, zenginleştirmek ve geliştirmek olacaktır. Çünkü yaşayan bir varlık olan dil, her diri gibi emek ister, beslenmek, korunmak, geliştirmek ister. Bu konuda siyasetçilerden ilim adamlarımıza, gazetecilerden üniversite hocalarımıza, ailelerden öğretmenlerimize kadar birçok kesime önemli görevler düşüyor. Kültür ve sanat insanlarımız başta olmak üzere tüm kalem ve kelam erbaplarımızdan dilimize sahip çıkılmasını bekliyorum. Dil meselesinin siyaset ve ideoloji üstü bir konu olduğunu bir kere daha vurgulamak istiyorum” görüşünü anlatım etti.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerini sahiplerine takdim etti. 2019 yılı özel ödüllerine, Antakya Medeniyetler Korosu Derneği ile Odunpazarı Modern Müzesi, 2020 yılı özel ödüllerine ise Hisart Canlı Tarih Müzesi, İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi (İMOGA) ve Mim Sanat Akademisi layık görüldü.

 

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Aslıhan ALTAY KARATAŞ

0 0 0 0 0 0
    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Erdoğan: Türkçemiz tarihimizin en büyük kelime katliamına maruz bırakılmıştır

    Hızlı Yorum Yap

    0 0 0 0 0 0
    sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
    2.711.479

    VAKA

    2.578.181

    İYİLEŞME

    28.638

    ÖLÜM

    133.298

    AKTİF VAKA

    sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
    116.618.736

    VAKA

    65.932.297

    İYİLEŞME

    2.589.804

    ÖLÜM

    50.686.439

    AKTİF VAKA

    Yazarlar
    Video
    Galeri

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

    Hatay Kulis Haber Sitesi'e üye olun

    Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

    Hatay Kulis Haber Sitesi'e giriş yapın

    Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.